7 Ağustos 2011 Pazar

Source Code

Yönetmen Duncan Jones un ismini ilk olarak Filmekimi 2009 da izlediğim Moon isimli bilimkurgu filmiyle duymuştum.Tek bir mekanda geçen bu filmde ağırlıklı olarak  Kevin Spacey in seslendirdiği Gerty isimli bir robot ve Sam Rockwell in canlandırdığı Sam Bell karakterini izlemiştik. Minimal bir film olmasına rağmen bir çok alt metin içeren oldukça başarılı bir ilk filmdi Moon.
Yönetmen Duncan jones her ne kadar David Bowie’nin oğlu olsa da şu ana kadar yönettiği iki filme babasının adını kullanmadan kendisini büyük kitlelere tanıtıp özellikle bilimkurgu severler tarafından takip edilesi yönetmenler listesine alındı bile.
Duncan Jones u takip edilesi yönetmenler listesine alanlardan biri olarak yönetmenin 2. filmi olan Source Code u büyük bir merakla bekliyordum.


Source Code paralel evren, zamanda yolculuk gibi kavramları içeren bir bilimkurgu filmi.
Afganistanda savaş pilotu olarak görev yapan Yüzbaşı Colter Stevens (Jake Gyllenhaal) kendini bir anda Amerika da bir trende kız arkadaşı Christina (Michelle Monaghan) ile seyahat eden Sean Fentress isimli bir adamın bedeninde bulur. Neler olduğunu anlamaya çalışırken aradan geçen 8 dakika sonunda tren bir patlamayla havaya uçar ve Colter Stevens hücre tarzı kapalı bir yerde uyanır. Yüzbaşı burada Afganistanda helikopterinin düşürüldüğünü öğrenir. Yüzbaşının bedeni ölmüştür fakat beyin dalgalarını kısa süre önce terörist bir saldırıyla havaya uçurulan bir trendeki başka bir adamın (Sean Fentress) beyin dalga frekansına uyarlamışlar ve böylece Yüzbaşıya paralel bir evrende 8 dakikalık bir yolculuğa çıkıp trene bombayı koyan teröristi bulma görevi vermişlerdir. Bu bir nevi zamanda yolculuk makinesini tasarlayan profesöre göre geçmişte olan bir olayı engellemek mümkün değil ama yüzbaşı bombayı trene koyanı bulabilirse en azından teröristin bundan sonraki eylemlerini engellemek asıl amaç. Yüzbaşının her başarısız 8 dakikasından sonra tren infilak ediyor ve biz tekrar baştan bir 8 dakika izliyoruz. Her tekrarda yüzbaşı saldırgan hakkında yeni bilgiler öğrendiğinden bu sürekli tekrarlara rağmen izlerken asla sıkılmıyorsunuz ve filme ilginizi kaybetmiyorsunuz. Bu tekrarlardan birinde Yüzbaşı sadece trene bomba koyan teröristi bulmakla kalmayıp paralel evrende bu bombayı patlamadan imha etmeyi de başarabileceğini ispat etmeye çalışıyor. Filmin finalini yorumlaması ise izleyicilere kalmış. Paralel evrende bir mutlu son mu izledik yoksa bu sadece bir metafor muydu.








Filmle ilgili eleştirilerime gelince, öncelikle bu paralel evrende zaman yolculuğu sisteminin nasıl işlediğini soran yüzbaşıya, kuantum fiziği falan işte diye oldukça yüzeysel bir cevap veriliyor, bu sanki biz izleyicilere de mantığınızı fazla zorlamadan izleyin mesajıydı sanki. Bunun dışında Amerikan Ordusu ve bir terörist saldırının engellenmesi konusu Hollywood da 11 Eylül saldırısı sonrası bu konuda yapılan politik filmleri akla getiriyor. İlk filminde minimal bir ortamda geçmesine rağmen kendi tarz sinemasını oluşturan Duncan Jones bu filmde ise Amerikan ordusunun başarısı, Yüzbaşının babası ile telefonda konuştuğu duygusal sahne gibi klasik Hollywood filmleri klişelerine yer veriyor. Buna rağmen izlenmesi kesinlikle zaman kaybı olmayan, ve yönetmenin bir sonraki filmini merak ettiren bir film Source Code .

 







Filmin sonlarında yüzbaşı öpüşmek üzere olduğu Cristina ya “şu an hayatının son dakikası yaşıyor olduğunu bilseydin ne yapardın” sorusunu soruyor, Cristina’ da “tadını çıkarırdım” diye cevap veriyor. Sizde arkanıza yaslanın ve filmin tadını çıkarın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder