14 Eylül 2011 Çarşamba

Jodaeiye Nader az Simin


İranlı yönetmen Asghar Farhadi nin yönettiği Jodaeiye Nader az Simin 61. Berlin Film Festivalinde Altın Ayı ödülünü kazanan ilk İran filmi. Filmde ayrıca tüm erkek oyuncular En İyi Erkek Oyuncu ve tüm kadın oyuncularda En iyi Kadın Oyuncu ödüllerini kazanarak oldukça dikkat çektiler. Bende filmi bu seneki İstanbul Film Festivalinde “Bir Ayrılık” ismi ile  izlemiştim ve ne zamandır yazmak istiyordum.


Film Nader (Peyman Moaadi) ve Simin (Leila Hatami)’in boşanmak için başvurdukları mahkemede boşanma sebeplerini tartıştıkları sahne ile başlıyor. Nader ve Simin, yanlarına kızları Termeh (Sarina Farhadi) i de alarak yurt dışına gitme planları yaparken, vizeleri çıktıktan sonra Nader yurtdışına gitmekten vazgeçiyor. Çünkü Nader in Alzheimer hastası olan bir babası var ve geride onu bırakıp gitmek istemiyor. Simin ise İrandaki bu yaşamdan kızını kurtarıp mutlaka yurt dışında yaşamak istiyor. Düştükleri bu çatışmanın sonunda iş boşanma davasına kadar ilerleyip mahkemeye taşınıyor. Filmin ilk dakikalarında bu mahkeme sahnelerini izliyoruz. Her ikisi de hakime kendi dertlerini anlatıyor. Hakimin oturduğu yerde ise kamera var yani çifti hakimin gözünden izliyoruz. Hakim Simin e babasının rızası olmadan Terhem i yurt dışına çıkaramayacağını söyleyince Simin yurtdışına tek başına gitmekten vazgeçip anne ve babasının evine taşınıyor. Kızı Termeh ise babasının evinde kalırsa annesinin de döneceğini düşünüp babası ile kalmaya karar veriyor. Simin evden ayrılınca Nader in bakıma muhtaç babası için bir bakıcı bulmak gerekiyor. Simin bir tanıdığı aracılığıyla Razieh (Sareh Bayat) isimli bir kadını bakıcı olarak buluyor ve Nader de bu kadını babasına bakıcılık yapmak için işe alıyor. Fim boyunca tüm karakterler bildikleri bazı gerçekleri saklıyorlar. Filmin geneli de zaten bu durumu sorguluyor. Razieh işi kabul ettiğinde evde kendisinden başka kimsenin olmayacağını bilmiyor, kendisine bu durum söylenmiyor, Simin evde olmadığı için Nader bekar bir erkek sayılıyor ve İran şartlarında Razieh in bir bekar erkeğin evinde çalışması kem kocası hem çevresi için kabul edilebilir bir durum değil. Ama Razieh hem küçük kızını hemde alacaklılarının bir türlü rahat vermediği kocasını düşünerek bu işte çalışmaya başlıyor tabi hamile olduğunu Nader den gizleyerek.


Bir gün eve erken gelen Nader Razieh i evde bulamıyor, babasını ellerinden yatağa bağlanmış, yataktan düşmüş ve baygın halde buluyor. Razieh yanında küçük kızıyla eve döndüğünde Nader Razieh ile çok şiddetli bir tartışma yaşıyor ve kendisini birazda tartaklayarak evden kovuyor. Bundan sonra olaylar iyice karışıyor, işin içine Simin, Termeh ve Razieh in kocasının da girdiği kavgalar yaşanıyor olay mahkemeye taşınıyor ve bizler birer hakim gibi tüm bu karakterlerin söyledikleri doğruları, yalanları dinlemeye başlıyoruz. Ortada ne net bir suçlu var ne de tamamen suçsuz taraf, herkes olayları kendi açısından kendi doğrularıyla aktarıyor, bilinmesini istemedikleri tarafları karşısındakinden saklayarak. Asghar Farhadi nin yönetmen tarafına koyduğu biz izleyicilerde tam bir karar veremiyoruz kim haklı kim haksız. Filmin en güzel taraflarından biri de bu zaten, izlerken bir taraf tutamadığımız için filmin finaline kadar sadece tarafsız gözle karakterleri gözlemliyoruz. Nader ve Simin in boşanma isteklerinin ve kızları Termeh in kiminle yaşamayı seçeceğini öğreneceğimiz final sahnesinde ise mideme bir yumruk yemiş gibi hissettim resmen içime bir şey oturdu ve film bitip jenerik yazıları perdede akmaya başladığında bende kendimi tüm salon gibi filmi ayakta alkışlarken buldum.


Filmde çok fazla diyalog var ama takip etmesi zor değil. Söylenen küçük yalanların, saklanan bazı gerçeklerin insanların hayatlarında nelere mal olabileceğini çok çarpıcı bir biçimde anlatmış bize Farhadi. İrandaki orta üst sınıf bir ailenin alt sınıfla yaşadığı çatışma, din baskısı, toplumsal ahlak kuralları, fakirlik ve çaresizlik gibi bir çok konusu var filmin ve tüm bunları izleyiciye büyük bir başarı ile anlatıyor. Hayatın içinden gelen, izlerken İran ile Türkiyenin şartlarını karşılaştırdığımız, filmin sonuna kadar karakterleri izleyip haklarında kararlar verdiğimiz çok gerçekçi bir film.Filmdeki tüm oyuncular üstlerine düşen görevi başrolden en ufak role kadar çok büyük başarıyla gerçekleştirmişler. Termeh rolündeki Sarina Farhadi gerçek hayatta da yönetmenin kızıymış. Bu filmden sonra Farhadi nin bir önceki filmi Darbareye Elly (About Elly) filmini de izledim. O da yine atılan yalanlar üzerine kurulu en az bunun kadar güzel bir filmdi. İlk fırsatta onu da yazmak istiyorum.


Asghar Farhadi Altın Ayı ödülünden sonra  “"Bu ödül, doğduğum, hikâyelerimi öğrendiğim ülkemin insanlarının düşünülmesi için çok iyi bir fırsat." diye konuşmuş. Jodaeiye Nader az Simin bu sene izlediğim en iyi filmlerden biri kesinlikle. Bugünlerde  Bir Ayrılık adı ile filmin DVD si çıktı. Sinemaseverim diyen herkesin arşivinde mutlaka olmalı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder