Yazımın girişini en sonda söylemem gereken cümleyi ilk başta söyleyerek yapayım, Gişedeki başarısızlığı yada genel olarak aldığı olumsuz eleştirilere rağmen, bence Sucker Punch genelde çizgi roman uyarlamalarını beyazperdeye aktaran ama bu kez kendi senaryosunu filme çeken Zack Snyder in bugüne kadar izlediğim en iyi filmiydi. Filmi izlerken kendi senaryosu olmasının vermiş olduğu serbestliği sonuna kadar hissediyorsunuz.
Bu filmde de genel bir çizgi roman havası filmin tamamına hakim. “Görsel şölen” tabirini de sonuna kadar veren bir film “Sucker Punch”
Film daha açılış sahnesiyle beni kendine bağladı. İlk 4 dakikada sıradışı bir film izleyeceğimizi bize bağıra bağıra söylüyor. Film esas kızımız olan Baby Doll (Emily Browning) un annesinin ölümü ve tüm mirasın Baby Doll a ve kız kardeşine kaldığını gördüğümüz sahne ile başlıyor. Bu durumu kabullenemeyen üvey baba kız kardeşi öldürüyor ve suçu da Baby Doll un üzerine atarak akıl hastanesine yatırılmasını sağlıyor. Tüm bu anlattıklarım yukarıda bahsettiğim 4 dakikada oluyor ve başrol oyuncumuz Emily Browning in seslendirdiği Sweet Dream coveri eşliğinde video klip estetiğinde izliyoruz. İzlediğim en iyi açılış sahnelerinden biri kesinlikle.
Baby Doll un akıl hastanesine yatmasıyla birlikte bundan sonra kendisinin hayal dünyasını izlemeye başlıyoruz. Hastane de Baby Doll a lobotomi yapılmak üzereyken Baby Doll hastaneyi bir gelen müşterilere eğlenceli sahnelerle hizmet verilen lüks bir genelev, pavyon tarzı bir mekan, diğer hastaneleri de bu pavyonda çalışmak zorunda olan kişiler olarak hayal etmeye başlıyor. Buradan kaçmayı kafasına koyan Baby Doll, yanına burada çalışan Sweet Pea (Abbie Cornish), Rocket (Jena Malone), Blondie (Vanessa Hudgens) ve Amber (Jamie Chung) alarak bir plan yapar. Bundan sonra 4 adımdan oluşacak olan bu kaçış planını izlemeye başlıyoruz. Hayalinde yarattığı bu mekanda tekrar kaçış hayali kuran Baby Doll u izlerken rüya içinde rüya sahnelerini izlediğimiz İnception filmi aklımıza geliyor. Görsel ve estetik sahneler tam da burada başlıyor. Kaçışın her aşaması farklı bir mekanda geçiyor. Öyle ki Baby Doll ve arkadaşları her kaçış adımında Zombi şeklinde nazi askerleri, Yüzüklerin Efendisi filminden fırlamış Orc’lar, samuraylar, ejderhalarla savaşıyorlar. Her savaş sahnesini farklı bir mekanda farklı bir müzik eşliğinde izliyoruz. Bu müziklerin oluşturduğu filmin soundtrack albümüne de ayrıca değinmek lazım.
Sweet Dreams (Are Made Of This) - Emily Browning
Army Of Me - Björk
White Rabbit - Emiliana Torrini
I Want It All / We Will Rock You Mash Up - Queen
Search And Destroy - Skunk Anansie
Tomorrow Never Knows - Carla Azar
Where Is My Mind? - Yoav
Asleep - Emily Browning
Love Is The Drug - Carla Gugino
Filmi sevmeseniz bile yukarıdaki şarkılardan oluşan bu albüme ses çıkarabileceğinizi zannetmiyorum.
Filmin finali biraz basit kalmış. Sanırım filme olan eleştirilerin bir kısmının sebebi de bu. Ayrıca Sweet Pea ve Blondie karakterleri bazı sahnelerde Baby Doll den rol çalacak kadar iyi oynamışlar. Ben filmin extended versiyonunu izledim. Sinemada oynayan versiyonundan biraz daha uzun olan bu versiyon beni 120 dakika boyunca farklı dünyalara götürdü. Sanırım bu filmi izleyenler keskin bir çizgiyle ikiye ayrılacaklar, ya benim gibi çok sevecekler, yada bu ne ya 120 dakikalık video klip izledik diyerek nefret edecekler ikisinin arası yok çünkü.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder