22 Eylül 2011 Perşembe

The Whistleblower


Film, Bosna da senelerce yaşanan insanlık dramına sadece seyirci kalan BM nin savaş sonrası büyük acılar yaşanan balkan coğrafyasına meşhur demokrasi ve barış getirme çalışmaları sırasında yaşanan “kadın ticareti” konusunu anlatıyor ve şu soruyu soruyor, Senelerce süren savaş sırasında Bosnada yaşayan erkeklerin yarısı öldüğüne göre bu kadın ticareti aslında kimler için yapılıyor!


Kathryn Bolkovac (Rachel Weisz) ABD Nebraska da yaşayan bir polis memurudur. Mesleğinde başarılıdır ama özel hayatında bazı sorunları vardır. Eşinden ayrılmıştır ve eşi kızı ile birlikte başka bir eyalete taşınacaktır. Kathryn de eşinin taşındığı eyalete yakın bir yere tayinini isteyip kızından ayrı kalmama planları yaparken önüne yüklü bir miktar para kazanacağı bir iş fırsatı çıkar. 6 aylığına Bosnadaki savaş sonrasında balkan coğrafyasına barış getireceğini söyleyen BM ye bağlı Democra isimli bir yüklenici şirkette 6 aylığına çalışmak için anlaşır. Yaşadığı kişisel problemleri çözmek için geldiği Bosna da özellikle kadınların yaşadığı dramları görünce bu insanlar için bir şeyler yapmaya karar verir. Yaptığı çalışmalar kısa sürede dikkat çeker ve BM nin kurduğu sosyal hizmetler kurumunun başına geçer. Burada yaptığı araştırmalarda çeşitli ülkelerden kandırılarak getirilen genç kızların pasaportlarına el konularak burada birer seks kölesi olarak çalıştırıldığını fark eder. Bu konuyu başta basit yerel bir olay gibi görür fakat üzerine gittiğinde işin içinde BM çalışanları, Barış gücü askerleri, sosyal hizmetler kurumu çalışanları ve yerel polisinde bulunduğu büyük bir çetenin olduğunu fark eder. Bu çete öyle bir yapılanmıştır ki hepsinin diplomatik dokunulmazlığı olduğundan haklarında soruşturma bile açılamıyordur. Kathryn Bolkovac ın bu kadın kaçakçılığı çetesi ile tek başına mücadele etmesi imkansızdır. Ama Kathryn yine de bu olayı tüm dünyanın duyması için şansını denemeye karar vermiştir.


Kathryn Bolkovac ın bu gerçek hayat hikayesini Larysa Kondracki yönetmiş ve senaryosunu da yine Larysa Kondracki, Eilis Kirwan ile birlikte yazmış. Senaryo yazım sürecinde halen Amsterdam da yaşayan Kathryn Bolkovac ile de görüşüp konunun tüm detaylarını kendisinden dinliyorlar. The Whistleblower Larysa Kondracki nin ilk filmi. Gerçek bir hikayeyi tüm dünyaya duyurmayı amaçlayan bu film bir ilk filmden çok daha fazlasını veriyor izleyene. Biz buraya masum insanları korumaya gelmiş arabulucularız diyen BM temsilcileri ve onlara bağlı yüklenici şirketlerin bu coğrafyada yediği haltları, işledikleri insanlık suçlarını büyük bir cesaretle perdeye taşımış. Sözde barış için orada bulunan bu kurumların insanlık suçu işlenip insanların seks kölesi yapılmasına karşı “onlar normal savaş fahişesi” tanımlaması yapmalarına ister istemez çok sinirleniyoruz.
Yönetmen Larysa Kondracki nin bu konuda bir de “The Whistleblower: Sex Trafficking, Military Contractors, and One Woman's Fight for Justice” adında bir kitabı var.


Geçen sene 1 hafta süren bir Balkanlar gezisine çıkmıştım. Sona eren savaşın izleri hala duruyordu. Maddi imkansızlıklar yüzünden tadilat edilememiş evlerdeki şarapnel parçaları, kurşun izleri hala duruyor. Yukarıdaki fotoğrafı Mostar Köprüsü'nü gezerken çekmiştim. Halk savaşın acılarını unutmamak savaşın izinin olduğu noktalara "Don't Forget 93" yazmıştı. Ülkenin her tarafında savaşta katledilen insanların toplu mezarları var. Savaşın bitmiş olmasına rağmen savaşın hüznü o coğrafya üzerinden hiç kalkmamış. Tüm bu acıların üstüne bir de milyar dolar yatırım yapılan sözde barış elçilerinin karıştığı bu suçları görünce acaba bu elçiler hiç var olmasaydı dünya daha iyi bir yer olmaz mıydı diye insanı düşüncelere itiyor. Çünkü filmin sonunda görüyoruz ki yukarıda tüm bu suçları işleyen Democra isimli şirketin ABD nin ırak a getirdiği ileri demokrasi çalışmalarında da yine yüklenici olarak milyar dolarlık anlaşmalar yapmış. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder