21 Ekim 2011 Cuma

Kokuhaku


Uzakdoğu intikam filmlerini her zaman çok sevmişimdir. Çoğu zamanda düşünürüm bu senaryoları yazanların nasıl bir hayal dünyası var acaba diye. Her sene en az 1 intikam filmi de geliyor uzakdoğudan. Geçen sene “I saw the Devil” bu kategorideydi benim için, bu seneki filmimde “Kokuhaku” oldu. Gerçi film 2010 yapımı ama daha yeni izlediğim için bu senenin hesabına yazdım kendi adıma. Film Kanae Minato nun romanından uyarlanmış. Tetsuya Nakashima senaryosunu yazıp aynı zamanda da filmin yönetmenliğine imza atmış. Bir Japon lisesinde geçen ergen filmi gibi başlayan hikaye, ilk 10 dakikanın sonunda müthiş bir intikam hikayesine dönüyor.


Film Yuko Moriguchi isimli öğretmenin dersiyle başlıyor. 30 civarında öğrenci, şımarık tavırlar, bağırışmalar, gürültü içinde Yuko öğretmen bir şeyler anlatmaya çalışıyor öğrencilerine. İyi bir müzik eşliğinde ağır çekimde sanki bir videoklip izlermiş gibi seyrediyoruz bu sahneleri. Öğretmenin sakince anlattıkları yavaş yavaş sınıfın ilgisini çekmeye başlıyor. İlk başlardaki o umursamaz tavırdaki öğrenciler, bakalım bu anlatılanlar nereye varacak dercesine öğretmenlerini dinlemeye başlıyorlar. Yuko, önce bu dersin son dersi oldugunu öğretmenliği bıraktığını söyler, kısa bir süre önce 3 yaşındaki kızı Manami’yi kaybetmiştir. Aslında kızının ölmediğini öldürüldüğünü ve kızının katillerinin içinde bulunduğu sınıfta oldugunu ve onların kim olduğunu bildiğini söylediğinde sınıf sessizliğe bürünür. Yuko tüm bu anlattıklarını öylesine sakin ve dingin bir şekilde anlatır ki bu durum izleyenlere bir huzursuzluk veriyor. Bu noktadan itibaren ergen liseli film havası biter ve Yukonun intikamını izlemeye başlarız. Sınıftaki sessizlik ortamı şimdi korku ve paniğe dönmüştür. Yuko bu 2 öğrenciyi A ve B olarak isimlendirerek olayın nasıl gerçekleştiğini anlatmaya devam eder.  Japon kanunlarına göre 14 yaşın altındaki biri cinayet dahi işlese suçlu olarak kabul edilmediğinden dolayı Yuko bu 2 öğrenciyi polislere şikayet etmek yerine kendi planını uygulamaya koyar. 2 öğrencinin hayatı artık eskisi gibi olmayacaktır.


Bu sahneden sonra okulda geçen filmin giriş bölümü sona erer. Bundan sonra bu olaya karışan öğrencilerin, onların ailelerinin, arkadaşlarının itiraflarını, yine güzel müzikler ve ara ara ağır çekim sahneler eşliğinde izleriz. Bu seçim bazen filmin temposunun düşmesine sebep olsa da dikkatinizi kaybetmeden izlemeye devam ediyorsunuz. Her çocuğun itirafında, onların iç dünyalarına giriyoruz. Neden şiddete, cinayete yöneldiklerini her itirafta sanki puzzle ın parçaları gibi tek tek birleştirmeye başlıyoruz. İtirafları izlediğimiz bu 2. bölümde Yuko’nun yerine gelen her şeye pozitif bakmaya çalışan acemi bir öğretmenle tanışıyoruz. İkisi de gözünü kırpmadan cinayet işleyebilen 2 psikopat öğrencinin aşkını izliyoruz, HIV virüsü kaptığı korkusuyla hayatı kendisine ve annesine zindan eden bir öğrencinin sinir krizlerinin erişebileceği noktaları görüyoruz.


İtiraflar kısmında filmin düşen temposu, filmin finali yaklaştıkça, bu tarz filmleri sevenlerin ağızlarını sulandırırcasına yükseliyor. Yuko’nun en baştan kurduğu intikam planının nasıl başarıyla gerçekleştiğini sahne sahne izlemeye başlıyoruz.

Filmdeki tüm oyunculuklar çok başarılı. Özellikle A ve B diye isimlendirilen öğrencilerin Yuko ya kızını nasıl öldürdüklerini anlattıkları sahnelerde müthiş iş çıkarmışlar.


Kokuhaku, ergenlik dönemindeki çocukların psikolojisini başarılı  bir şekilde anlatan iyi bir psikolojik gerilim filmi olmuş. İçinde Radiohead in de olduğu oldukça başarılı müzik seçimleri de var. En başta da dediğim gibi uzakdoğu yapımı intikam temalı filmleri sevenlerin mutlaka göz atması gereken bir film Kokuhaku.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder